mirc

Ara 30

HTC, Windows Mobile 7 için bazı cihazlarına resmi yükseltme olanağı tanıyacağını söyledi. Peki bu bahsi geçen ilk akıllı telefon hangisi?

Tayvanlı üretici HTC, Microsoft’un Windows Mobile konusundaki en önemli iş ortaklarından bir tanesi. Windows Mobile 6.5 daha yayınlanmadan, kullanacağı modelleri duyuran firma, Windows Mobile 7 konusunda da oldukça hızlı hareket edecek gibi görünüyor.

HTC’nin resmi Rusça Twitter sayfasında yer alan bilgiye göre firma, bazı modellerine kısa sürede yükseltme imkânı tanıyacak. Bu modelin ilk olarak HTC HD2 olacağı da ifade edilen iletide, bu cihazın Microsoft tarafından belirlenen donanımsal gereklerin oldukça üstünde olduğu dikkat çekiliyor. Ayrıca merak edilen HTC Diamond 2 için böyle bir yükseltmenin kesinlikle mümkün olmadığı ifade ediliyor.
Şu sıralar oldukça popüler olan cihazın üstüne gelen bir de bu haber satışları ciddi manada artıracağı kesin.

Ara 30

Japon bilim adamları, boyutları gerçek sinek kuşu ile aynı ve maliyeti 2.1 milyon dolar olan robot sinek kuşu yaptı.

Enkaz altındakileri aramak için de kullanılabilecek bu robotun ağırlığı 2,6 gram, uzunluğu ise 10 santimetredir.

Japonya’nın Chiba Üniversitesi bilim adamları, robot sinek kuşu yapmayı başardıklarını duyurdu. Robotun boyutlarının gerçek sinek kuşu ile bire bir aynı, ağırlığı 2,6 gram, uzunluğu ise 10 santimetredir. Chiba Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hiroshi Liu, robotun bir adet mikro motora ve 4 kanada sahip olduğunu söyledi. Liu, robot sineğin saniyede 30 kez kanat çırpabildiğini sözlerine ekledi. Kızıl ötesi sistemle yönetilen robot, bir helikopterden daha düzgün bir şekilde havada “8″ rakamı çizebiliyor. Robotun bütün özelliklerinin, doğadaki sinek kuşları izlenerek yapıldığını ifade edildi.

Profesör Liu, yaptıkları robotu daha da geliştirmek istediklerini, Mart 2011′de robot sinek kuşuna bir mikro kamera eklemeyi planladıklarını bildirdi. Japon bilim adamı, “Bu projenin toplam maliyeti 2,1 milyon dolar. Bu robotlar, ileride enkaz halindeki binalara ulaşımda veya Mars’ta yapılan araştırmalara çok yardımcı olacağını düşünüyoruz.” dedi.

Ara 30

Bir çöl bitkisi olan Jojoba’nın Toroslar Dağları’nda yetiştirilmesi için deneme dikimleri yapıldı.

Amerika’da 1985 yılında ’stratejik bitki’ ilan edilen Jojoba’nın gıda, tekstil, savunma, ilaç, boya, otomotiv ve kâğıt sektöründen binlerce üründe kullanıldığı belirtildi.

Mersin Orman Bölge Müdürü Mustafa Gözükara, Jojoba’nın ekiminden 3-4 yıl sonra faydalanıldığını belirterek, ağacın toprak seçmeden, çorak yerlerde büyüyebildiğini söyledi.

Jojoba’nın Türkiye hariç bütün komşu ülkelerde ve birçok ülkede yetiştiğini ifade eden Gözükara, küresel ısınma ve iklim değişiminin canlı türlerinin bazılarının ortamdan çekilmesine ve bazı türlerin yetişme ortamının değişmesine neden olabildiğine dikkat çekti.

Küresel ısınmaya bağlı olarak ısının 1-2 derece arttığı bilimsel verilerle ortaya konduğunu kaydeden Gözükara, “Bu olumsuzluklar ülkemizde de hissedilmektedir. Jojoba denemesinin ilerideki süreçteki çalışmalara ışık tutarak katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Tarsus’ta rehabilitasyon çalışması yapılan ve istenilen seviyede başarı elde etmek amacı ile ekstrem şartlara sahip sahada yalancı akasya, harnup ve bademin yanında ilk defa kuraklığa dayanıklı ve değerli bir odun dışı ürün olan Jojoba bitkisini deneme amaçlı dikimini yaptık. Yöre insanımızın bu bitkiyi tanımasını sağlamak, kendi tapulu arazilerinde de kullanmaları için ve Jojoba’nın bu tür sahalardaki başarısını görmek istedik.” dedi.

Ara 30

Avrupa Birliği, sigara yasağının uygulanmadığı ülkelerde kapalı ortamların yüzde 100 dumansız hale getirilmesi için Türkiye’deki gibi bir kanun önerdi.

Dünya Sağlık Örgütü Türkiye Tütün Kontrolü Program Sorumlusu Dr. Toker Ergüder, Avrupa Birliğinin (AB), pasif olarak sigara dumanına maruziyeti halk sağlığı, iş güvenliği ve işçi sağlığı problemi olarak ele aldığını belirterek, yasağın uygulanmadığı ülkelerde kapalı ortamların yüzde 100 dumansız hale getirilmesi için Türkiye’deki gibi bir kanun önerdiğini söyledi.

Ergüder, AB’nin 5 Aralık tarihli resmi gazetesinde (Official Journal of European Union) yayımlanan konsey kararında, pasif olarak sigara dumanına maruziyetin, önemli bir halk sağlığı, iş güvenliği ve işçi sağlığı problemi olarak ele alındığını bildirdi.

Bu çerçevede, AB üyesi ülkelerin Dünya Sağlık Örgütü Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesinin 8. maddesi doğrultusunda gerekli önlemleri almaya çağrıldığını anlatan Ergüder, ”Buna göre Türkiye’deki kanununa benzer şekilde, tüm kapalı ortamların mutlaka yüzde 100 dumansız hale getirilmesi, tamamen izole edilmiş ve kendi havalandırma sistemi olsa bile sigara içilen bölümlerin bulunmaması gerektiği, havalandırma gibi önlemlerin işe yaramadığı belirtildi” diye konuştu.

Ergüder, Avrupa Komisyonu’nun, üye ülkelerden ”kapalı alan” tanımlarını yeniden yapmalarını ve ”hangi materyalden yapılmış olursa olsun, kalıcı ve geçici olarak inşa edildiğine bakılmaksızın, bir çatısı ve bir veya birden fazla yan duvarı veya kenarı olan” her yeri ”kapalı alan” olarak kabul etmelerini istediğini bildirdi. İş yeri tanımının da ”gönüllü veya zorunlu” olmak üzere çalışılan her yeri içine alacak şekilde genişletilmesinin istendiğini belirten Ergüder, bu yerlerin kapsamına koridorlar, asansörler, merdiven boşlukları, lobiler, kafeteryalar, tuvaletler, binaların dışındaki sundurmalar ve kulübelerle araçların da alınmasının önerildiğini söyledi.

SİGARADA SON 5 YILIN EN AZ TÜKETİMİ
Ergüder, bu yılın Temmuz ayında kapalı alanlardaki sigara yasağının kapsamını genişleten düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle, sigara tüketiminde büyük azalma olduğunu da bildirdi, şunları kaydetti:

”Temmuz-Kasım ayları arasında Türkiye’de son 5 yılın en düşük sigara tüketimi gerçekleşti. 2007 yılının aynı dönemine göre 233 milyon paket, 2008 yılının aynı dönemine göre ise 185 milyon paket daha az sigara içildi. Bu veriler çerçevesinde, vatandaşlar sigaraya 2007 yılının aynı dönemine göre 1 milyar 165 milyon TL, 2008 yılının aynı dönemine göre de 922 milyon TL daha az para harcadı.”

Ergüder, aynı dönemde Türkiye’nin GSYİH yüzde 3.3 oranında düşerken, restoran ve kahvehanelerin içinde bulunduğu ikram sektöründe yüzde 5.2′lik bir gelir artışı olduğuna da dikkati çekerek, ”Bu veriler diğer tüm ülkelerde olduğu gibi lokantalar ve kahvehaneler de dahil olmak üzere tüm kapalı ortamlarda sigara içilmesini yasaklayan kanunun işe yaradığını gösteriyor. Bu tür tam dumansız kanunlardan sadece sigara endüstrisi zarar ediyor” ifadesini kullandı. Türkiye’nin, dünyada bu türden bir kanunu olan 17 ülkeden birisi olduğuna işaret eden Ergüder, ”Ülkemiz sigara ile mücadele konusunda küresel liderlerden biri haline geldi” dedi.

TÜTÜN ENDÜSTRİSİNİN TAKTİKLERİ
Tütün endüstrisinin en bilinen taktiklerinden birisinin hükümetlerin karşısına kendilerinin değil, ”zarar ettikleri” iddiasıyla ikram sektörünü çıkarmaları olduğunu kaydeden Ergüder, ”Ancak verilerden anlaşılacağı gibi Türkiye’de sadece tütün endüstrisi zarar etmektedir” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin, toplumunun yüzde 100′e yakın bir kısmı tarafından desteklenen kanun hususunda küresel liderliğini ve kararlılığını sürdürmesi gereğine işaret eden Ergüder, ancak bu sayede toplumun sigaradan kaynaklanan erken ölümlerden ve hastalıklardan korunabileceğini sözlerine ekledi.

Ara 30

Symbian’lı akıllı telefonlara yönelik geliştirdiği mobil uygulamalarla özellikle Ovi Store’un en popüler isimlerinden olan OffScreen en yeni mobil oyunlarıyla yazımızda.

Fonksiyonel ve sıra dışı mobil yazılımlar, elektronik kitaplar derken oyunlar konusunda da oldukça popüler bir isim OffScreen. Arkasında Nokia tarafından oluşturulmuş bir ekip olduğu iddia edilen OffScreen, izlediği satış politikası ile de bu durumu kanıtlar nitelikte adımlar atıyor. Sonuç ne olursa olsun karlı çıkan Symbian kullanıcıları oluyor.
Labyrinth Touch
İvme ölçerli Symbianlar ile hayatımıza dahil olan harekete duyarlı oyunların, en yenilerinden biri Labyrint Touch. İvme ölçer aracılığı ile labirentler içersindeki topu yönlendirdiğimiz oyun, çukurlara düşmeden hedefe ulaşarak aşamayı tamamlama amacı güdüyor. İşin içinde ivmeölçerin olması hiç kuşkusuz oyunu keyifli hale getiren en önemli unsur.

3 farklı labirent stili ve her stil için 9 zorluk seviyesinde labirentlerin yer aldığı oyun, topam 27 farklı bölümden oluşuyor. Bir süre önce ücretli olarak satılan oyun artık ücretsiz sunuluyor. Dokunmatik ekranlı 5. Sürüm Symbianlar ile uyumlu çalışan oyunu buradaki Ovi Store bağlantısından indirebilirsiniz.

Ara 29

Çift sim kartlı modelleri belki de en çok beklenen markalardan biri olan Nokia’dan bu konuda güzel haberler var.

Kısa bir süre önce sizlere burada duyurduğumuz çift sim kartlı modeller konusunda Finlandiyalı üreticinin de pek boş olmadığı hususundaki yazımız, resmi ağızlardan gelen açıklamalar doğrultusunda kesinlik kazandı. Buna göre Nokia, S40 arayüzüne sahip çift sim kart yuvalı mobil cihazlarını 2010 yılı içersinde duyurmaya başlayacak.

Firmanın üst düzey bir yetkilisi yaptığı açıklamada, S40 arayüzlü cihazların çift sim kart dokunmatik ekran, tam QWERTY klavye gibi donanımlarla kullanıcıların karşısına çıkacağını belirtiyor. Böylelikle ülkemizde de satılan çift sim kartlı Çin işi cihazlardan sadece analog tv alıcısı ile eksik kalmış olan Nokia’nın, bu dezavantaja karşın, adıyla bu cihazların yoluna taş koyacağını tahmin etmek pek de güç değil.

Ara 29

Facebook Veri Grubu, 2009 yılında sitenin ’statü mesajları’nda en çok kullanılan sözcük ve cümleleri saptadı.

1- FarmVille, FarmTown ve Social Living

Haziran 2009′da başlayan FarmVille uygulaması bu gün 72 milyon aktif kullanıcıya sahip. FarmVille’in ardından en çok kullanılan sözcük ise FarmTown.

2- FML

FML, dijital argonun en çok kullanılan kelimesi. M ve L harfleri, İngilizcede, sırasıyla, ‘my’ ve ‘life’ anlamında kullanılıyor. ‘F’yi tahmin etmeyi ise, İngilizce bilen yaratıcı beyinlere bırakıyoruz. Bu ifade, insanların yaşamlarındaki hayalkırıklıklarına dair olarak yaygın biçimde kullanılıyor.

3- Domuz Gribi

Domuz gribi veya H1N1, yılın küresel anlamda en büyük haberiydi. Hastalığın yaygınlaşmasından önce bahar aylarında doruğa ulaşan domuz gribi girişleri, hastalığın yaygınlaştığı sonbahar günlerinde de yükseldi ama ilkbahar rekoruna ulaşamadı. 2009′un son aylarında H1N1 ile domuz gribi konulu girişler eşitlenmeye başladı.

4- Ünlü ölümleri

Hiçbir ölüm, Michael Jackson’ın ölümüyle uyandırdığı ilgiyi geçemedi. Öldüğü gün, yani 25 Haziran’da ismi bir önceki güne göre 10 bin kat fazla girildi. Bu, kırılması imkânsız bir rekordu. Ancak Patrick Swayze’nin ölümünden sonra yapılan girişler de Michael Jackson rakamlarının üçte ikisine ulaştı.

5- Aile

Facebook’ta ‘annem’, ‘babam’ ‘oğlum’ ya da ‘kızım’ konulu mesajlara giderek daha fazla rastlanıyor. Yine de en çok artış gösteren sözcük, ‘çocuklar’ oldu.

6- Filmler

Yeni bir film gösterime girdiğinde Facebook’ta hemen tartışılmaya başlanıyor. 2009′un en fazla tartışılan filmi New Moon (Yeni Ay) oldu. Diğer filmler, sırasıyla Harry Potter, Transformers, Star Trek ve The Hangover oldu.

7- Spor

Spor tartışmaları da Facebook’un vazgeçilmezlerinden. Beyzbol, Amerikan futbolu ve basketbol, en çok tartışılan spor dalları.

8- Sağlık

Barack Obama’nın ABD Başkanı seçilmesinden bu yana en önemli politik hedeflerinden biri olan sağlık reformu, çok tartışma yarattı. Geçen yıla göre ’sağlık’ sözcüğünün kullanımı 10 kat arttı.

9- FB

FB, Facebook için kullanılıyor. ‘FB’ ve ‘FB Dostları’ ibarelerinin kullanımı da, dokuzuncu sırayı alacak kadar yüksek.

10- Twitter

Twitter muhabbeti yılbaşında başladı, nisan ayında kelimenin kullanım oranı arttı. Yılın son iki ayında ise, Twitter sözcüğünün popülerliğini kaybettiği görülüyor.

11- Yıllar

Bir sürü yazı ve sohbet kaydı, tarih bilgisi de içerdiği için, yıllar FB’da yoğun kullanılan bir kategori.

12- Lady Gaga

ABD’deki kullanıcılara bakılırsa, Lady Gaga yılın olayıydı. MTV Müzik Ödülleri sırasında isminden bahsedenlerin sayısı rekor düzeye ulaştı.

13- Bahçe

Bahçe konusundaki kelimelerin kullanımının bu denli artmasını gençlerin bahçecilik faaliyetleriyle açıklayamayacağımıza göre, artık anne babalarının da FB’da olduklarını ve arka bahçelerinde yapılması gerekenler hakkında konuştuklarını kabul etmek zorundayız.

14- Din

Din ve dini kelimelerin kullanımında artış var. En çok ‘Tanrı’ kullanılıyor. En yoğun kullanılan kelimelerden bir diğeri ise, ‘Paskalya’.

15- Ben

Eskiden kullanıcıların ismi yazılan sayfaların tasarımı değiştiği için, geçen yıla oranla ‘ben’ (’I') sözcüğünün kullanımında artış olduğunu görülüyor.

Ara 29

Millattan Öncesi’ne ait aydınlatma araç ve gereçleri sergisi açıldı.

Burdur Arkeoloji Müzesi’nde, tarihi MÖ 2000′li yıllara kadar dayanan aydınlatma araç ve gereçleri sergisi açıldı.

Burdur ve çevresindeki kazılarda gün ışığına çıkarılan aydınlatma araç ve gereçleri sergisini Vali İbrahim Özçimen açtı. Bir hafta açık kalacak sergide 41′i etnografik olmak üzere 86 eser sergileniyor.

Serginin açılışında konuşan Vali İbrahim Özçimen, Burdur’un tarihi eserler bakımından Türkiye’nin en zengin illerinden birisi olduğunu söyledi. Özçimen, Türkiye’nin beşinci büyüğü olan Burdur Arkeoloji Müzesi’nde 60 bin eser bulunduğu bilgisini verdi.

Burdur Arkeoloji Müzesi Müdürü Hacı Ali Ekinci de sergide çağlar boyunca kullanılan birçok aydınlatma araç ve gerecini görmenin mümkün olduğunu ifade etti. Gelecek yıllarda eğitim, kültür ve turizm alanında Burdur’un iyi bir atak yapacağına inandığını dile getiren AK Parti Burdur milletvekili Bayram Özçelik de Burdur Arkeoloji Müzesi’nin göz doldurmaya başladığını kaydetti.

Ara 29

Çay ile gelen bir bardak keyif…

Camelia Sinensis bitkisinin yaprakları, çaya kendine has koku ve tadını veren birçok kimyasal madde, amino asitler, karbonhidratlar, mineral iyonları, kafein ve polifenolik bileşimler içerir. Ayrıca % 75-80 oranında su içerirler; ki bu oran işleme sürecinin ilk soldurma aşamalarında % 60-70’e düşer. “Oolong” ve “siyah çay” işlemenin mayalanma (veya oksitlenme) aşamasında, polifenolik flavanoller (veya katekinler) havadaki oksijenle oksitlenerek o benzersiz tad ve rengi yaratırlar. Kavurma (veya kurutma) işlemi, oksidasyona neden olan enzimi etkisiz kılar ve hatta içinde bulunan su oranını % 3’e düşürür.

Siyah çayın kokusu çok karmaşıktır. Bugüne kadar hidrokarbonlar, alkoller ve asitler olmak üzere 550’den fazla kimyasal madde tespit edilmiştir. Bunların çoğu işleme sırasında oluşur ve kimyasal madde kendi önemli özelliklerini ekkeleyerek, çayı içenin koku alma duyusuyla çayın tadına katkıda bulunur. Ancak tad, esas olarak çeşitli (çok yaygın ama hatalı olarak tanen diye bilinen) polifenolik bileşimlerin kafeinle değişime uğraması sonucu ortaya çıkar.

Kafein, çayın en önemli bileşenlerinden biridir. Hafif bir uyarıcı olarak hareket eder ve midedeki sindirim sağlayan suların faaliyetini artırır. Her tip çay -yeşil, Oolong, siyah- farklı miktarlarda kafein içerir.
Yeşil çayda Oolong’dakinden daha az kafein vardır. Oolong’daki kafein ise siyah çaydakinden daha azdır. Genel olarak ortalama bir fincan çay 8,36 mg, Oolong çayı 12,55 mg ve siyah çay 25-110 mg kafein içerirken, ortalama bir fincan kahve 60-120 mg kafein içerir. Dolayısıyla kafein alımı konusunda endişelenenler yeşil çay veya Oolong çayı gibi açık renkli, hafif demli çaylar tercih etmelidirler. Önemli başka bir nokta da, kahvedeki kafeinin vücut tarafından çok çabuk emilmesidir. Buna bağlı olarak kahve uyarıcı etkisiyle kan dolaşımını ve kadiyovasküler faaliyeti hemen artırır. Oysa çaydaki poliflavanoller emilme hızını yavaşlatır. Kafeinin etkileri daha yavaş hissedilirken vücutta kalma süresi daha uzun olduğu için çay, kahveden çok daha canlandırıcı ve tazeleyici bir içecektir.

ÇAY VE Sağlık
Keşfedildiğinden bu yana çayın, sağlığa yararlı birçok yönü olduğu düşünülmüştür ve modern araştırmalar da yüzyıllar boyu ileri sürülenlerin doğru olduğunu göstermektedir. Çayın en önemli özelliği tamamen doğal bir ürün olması, kokulu çaylardaki çiçek, meyve veya baharatlar hariç hiçbir yapay renklendirici, koruyucu ve kokulandırıcı içermemesidir. Ayrıca sütsüz ve şekersiz alındığı sürece kalorisi yoktur ve vücudun su dengesinin korunmasında önemli bir rol oynar.

Çay doğal olarak florür içerdiği için, diş minesini kuvvetlendirir ve ağızdaki bakterileri kontrol altında tutarak plak oluşumunu azaltır, diş eti hastalıklarına karşı koruma oluşturur. Yapılan araştırmalar, hem yeşil hem de siyah çayların tüketilmesinin kanser riskini -özellikle akciğer, bağırsak ve cilt kanseri- azaltabileceğini göstermektedir. Siyah çayın bileşenlerinin antioksidan etkisinin olabileceği, kanser yapıcı hücrelerin oluşmasını engelleyebileceği düşünülmektedir. Geçtiğimiz yıllarda yapılan çeşitil araştırmalar çayın kalp hastalıkları, felç ve tromboza karşı olası etkilerini göstermektedir. Çaydaki kafeinin kalp ve dolaşım sistemi için hafif bir uyarıcı olabileceği ve böylece arteoskleroz (damar sertliği) olasılığını azaltabileceği düşünülmektedir. Ayrıca çaydaki polifenollerin, kolekstrolün damarlar tarafından emilmesini ve kan pıhtılarının oluşmasını engellediğine de inanılmaktadır.

Çaydaki kafein, konsantrasyonu artırabilir, tat ve koku alma duyularını güçlendirebilir. Çayın hazım sağlayan sıvıları, böbrekler ve karaciğer de dahil olmak üzere metabolizmayı uyarır. Böylece toksinlerin ve diğer istenmeyen maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olur.

ÇAYIMDAKİ SORUN NE?
Çay sert ve acı: Büyük olasılıkla fazla çay koymuşsunuzdur. Genellikle, gerektiğini düşündüğümüzden daha azı yeterli olacaktır. Başlangıç olarak, “bir ölçek de demlik için” kuralından vazgeçin. İkinci olasılık da gereğinden daha uzun bir süre demlemenizdir. Çıkarılabilir filtreli demlikler veya presli “cafetiere” tipi çaydanlıklar idealdir.
Çay bulanık görünüyor: Bu aslında iyi bir işaret olabilir; kaliteli Assam Çayı köpüklenebilir ve ışığı yansıtır. Ancak çay gerçekten çok bulanıksa ya su ya da çay kötüdür.
Çayda metalimsi bir tad var: Bu sorun genellikle kötü sudan kaynaklanır veya çay kalitesizdir.
Çay tortulu görünüyor: Bu da, genellikle kötü sudan kaynaklanır, sudaki tortular bardağın veya fincanın yan duvarlarına yapışır. Sorun düşük kaliteli, küçük yapraklı çayların kullanımına da bağlı olabilir. Şişe suyu veya filtreden geçirilmiş su deneyin.
Çayın tadı yavan: Bunun nedeni kötü kalite çay kullanıyor olmanız. Kendinize daha iyi davranın ve daha iyi çaylar kullanın. Suyu tekrar kaynatmış veya servis yapmayan kaynamasını beklememiş olabilirsiniz.
Çay tatsız: Çay, rafınızda gereğinden uzun bir süre beklemiş olabilir. Küçük miktarlarda ve sık sık çay alın, hem böylece değişik lezzetli çayları da deneme şansınız olacaktır.

ÇAY ÇEŞİTLERİ
Assam: 1830’larda Hindistan’ın kuzeydoğu vilayetlerinden Assam’da İskoçyalı Robert Bruce tarafından keşfedildi. Koyu renkli, güçlü ve kokuludur.
Seylan: Küçük kalite farklılıkları ile Sri Lanka’dan gelen her çay bu cinstendir. Ne kadar yüksekte yetişirse o kadar kalitelidir. Hoş kokulu ve aromalıdır.
Darjeeling: Dünyanın en kaliteli çaylarından biridir. Nepal yakınlarındaki dağların doruklarında yetişir. Çayların şampanyası da denilen Darjeeling’in tadı misket ya da frenküzümüne benzetilir.
Earl Grey: Darjeeling, Assam, Seylan siyah çaylarından birisi ile bergamot yağının özel uyumunu yansıtır.
English Breakfast: Güne iyi bir başlangıç için, Hindistan ve Seylan’ın güçlü çaylarından bir harman.
Formosa Oolong: Aroması şeftaliyi andıran Tayvan mahsulü.
Gunpowder: Toplandıktan sonra yapraklarının sıkıca sarıldığı yeşil Çin çayı. Tad ve aroması ince ve kırılgandır.
Jasmine: Yasemin çiçekleri eklenmiş yeşil ya da siyah ve yeşil çay karışımı.
Lapsang Souchong: “Souchong”, Çin orijinalinde çayın büyük yapraklarını tanımlar. Kuvvetlidir, duman rengindedir ve zengin bir aroması vardır.
Orange Pekoe: “Pekoe” çayın küçük olan yaprak boyutlarını tanımlar. Bu siyah çay kökenine ve işlenmesine bağlı olarak aromasında çeşitlilik gösterir.

Ara 29

Akıllı telefonlar konusunda önde gelen isimlerden olan HTC kendi yazılımlarını geliştirme konusunda da tutarlı adımlar atmaya devam ediyor.

Tayvanlı üretici HTC, Windows Mobile ve son dönemlerde de Android ile adından söz ettirmiş iddialı markalardan birisi. Kullanıcılarla buluşan akıllı telefonlarının üst düzey donanımsal özelliklerinin yanı sıra kendine özel yazılımları ve hatta kendi özel arayüzünü kullanan geliştirici Windows Mobile için yeni bir uygulamanın çalışmalarını tamamladı.

Documents adı verilen yazılım, Word, Excel ve PDF dosyalarının yönetilebilmesini kolaylaştırma amacı taşıyor. Sekmeli arayüzü sayesinde dosyalar arasında geçiş yapmayı kolaylaştıran program, başarılı dosya yöneticisi ile de fark yaratıyor. Bunun yanı sıra posta adresleriyle de senkronize olabilen uygulama posta kutunuzdaki dökümanlara doğrudan erişebilmenizi sağlıyor.